Gürleyik Şelaleleri – Juliapolis – Çayırhan – Nallıhan Kuş cenneti

Keyifli havaların bitimine yakın haftasonunu değerlendirmek için yine Ankara çevresinde görülmeyi bekleyen yerlerden olan Gürleyik Şelaleleri, Juliapolis antik kenti, Çayırhan , Nallıhan Kuş Cenneti için bir rota çizdik.

Sabah erken saatte çıkmayı planlarken motosikletin bazı aksilikler çıkartması ile çıkış gecikti. Beypazarı’ ndan sanayiye uğradıktan sonra yaklaşık 11:00 civarı ancak çıkabildik. Neyse ki çok yer gezileceğini düşünerek ve havanın da erken kararması sebebiyle Gürleyik’ de konaklamak için çadırı ve gerekli malzeme hazırdı.

Rota üzerinde ilk hedef Çayırhan ve bir arkadaş tavsiyesiyle burada bulunan Juliapolis antik kenti idi. Çayırhan ilçe olacakken Nallıhan ‘a bağlı bir mahalle olarak kalmış . Yol tarifi için ara sıra konuştuğumuz yerlilerin bu yönde biraz sitemli oldukları aşikar. Önce oldukça rağbet gören göl kenarına gittik. Burası oldukça büyük bir göl. Neredeyse yerleşiminden dha büyük ve etraflı denebilir. Haliyle göl büyük olunca sandallar ve tekneler de görmeniz mümkün. Göl kenarında ufak bir tesis mevcut ve bitiminde bir butik otel yapılmış. Geri kalan yerler ise mesire alanı olarak düzenlenmiş. Burada çok durmadan Juliapolis antik kentine doğru yol aldık. Ne yazık ki bir iki yetersiz yönlendirme tabelası hariç antik kent pek dikkat çekici sunulmamış. Yerli halktan yardım almadan bulmak zor. Çayırhan gölünün burun gibi uzanan dik bir yamacında antik kent. Burada da yönlendirmeler yetersiz ve yol kenarından rastgele çıkıyorsunuz kente. Kent diyoruz ama henüz kazı çalışmaları devam ediyor olsa gerek yalnızca lahit mezarlar , oda mezarlar… yani sadece mezarları görebildik. En tepe nokta gölü tamamen görüyor. Hal böyle olunca burada yürüyüş hariç pek vakit kaybolmadı ve Nallıhan Kuş Cenneti’ ne doğru yola koyulduk.

Juliapolis Juliapolis Çayırhan Çayırhan[/caption]

İkinci ziyaret noktamız Nallıhan Kuş Cenneti. Burası ağırlıklı linyit madenleriyle dolu Nallıhan yolundan geçerken yol üstünde yer alıyor. Mevsim oldukça uygun olmasına rağmen uzaktan tek görünen büyük yeşil bir çayır oldu. Giriş tabelasını da görünce emin olduk ki kuş cennetinde ne yazık ki değil kuş , sudan dahi eser yoktu. Yine de içeri girip bir iki tur attık. Burada da bir tesis ve ilgili belediyenin binası mevcut ancak in cin top oynuyordu. Gözlem kulelerinden de su olmadığı için tek görünen uçsuz bucaksız bir yeşillikti. Kamp yapacaklar için yine hemen girişe yakın biraz orta yerde küçük bir alan özel olarak ayrılmış.Pek beklenen gibi olmasa da kabaca fikir sahibi olup vakit kaybetmeden çıktık.

Nallıhan Kuş Cenneti

Üçüncü hedefimiz artık Gürleyik şelalerine ulaşmaktı ancak motorun arızası ve gezilen yerlerden pek bekleneni bulamamak biraz motivasyon düşürdü. Nallıhan merkezine uğramak rotada olmamasına rağmen biraz dinlenmek ve bir şeyler yemek için Nallıhan da eklendi. Gürleyik’ e girebilmek için tekrar buradan çıkıp aynı yolu biraz geri gitmek gerekiyor.

Ve nihayet son hedef ve konaklama yeri olarak düşündüğümüz Gürleyik ‘ e doğru yola çıkıldı. Buraya Emremsultan köyü veya Taptuk Emre Türbesi tabelasından giriyorsunuz. Yol sizi önce Emremsultan köyüne (türbe burada) sonra Sarıyar yol ayrımına ve oradan Gürleyik’ e götürüyor. Sarıyar’a devam etmeden mihalıççık yönüne ayrılıp Gürleyik’e doğru ilerliyorsunuz. Bu ayrımı kaçırırsanız Sarıyar köyüne gidip geri gelmeniz gerekir.

Gürleyik
Gürleyik

Gürleyik için epey uzun ama bir o kadar keyifli yollardan geçiliyor. Mihalıççık’a kadar dar ama düzgün, güzel virajlı , güzel manzaralı pek çok iniş çıkış var. Doğayı seyrede seyrede buralarda sürmek tüm gezinin en keyifli noktalarıydı. Ve nihayet Gürleyik köyü görünüyor ancak mevsimden olsa gerek buralar da oldukça tenha. Gitmeden okuduğumuz tüm yazıların aksine ne sıra sıra arabalar ne bir hareketlilik var. Bu sebeple şelale girişini bulmak ( normalde kalabalık olması beklenen) epey zor oldu. Minik bir kulübe ve araç girişi olmaması için konmuş demirlerden kanaat getirip Gürleyik şelalelerine giriyoruz. Giriyoruz derken zaten küçük bir yokuş iniyor aşağıya ve yol orada bitiyor. Artık şelalelerin ve oluşturdukları minik havuzların ortasındasınız.

İlk büyük şelalenin üstünde eski taş değirmen faal halde sizi karşılıyor. Tüm çevreye bir çok patika mevcut. Bu patikaların çıktığı noktalarda düz, çadır kurmaya uygun alanlar mevcut. Ateş yakmak normalde yasak ancak kimse olmadığı için girişlerde olduğu gibi bu konuda da denetim yoktu ve etrafta ateş yakılmış taş ocakları görmek mümkündü.Şelaleler patikaları takip ettikçe artıyor ve güzelleşiyor. Şelalelerin birikerek oluşturduğu küçük havuzcuklara giriliyormuş ancak hava epey soğuk olduğu için izlemekle yetindik.  Tabii bu havanın avantajı kimseciklerin olmaması ile bu güzellikle başbaşa kalabilmek oldu. Alan oldukça özenli muhafaza edilmiş, kimse olmasa da ağaçlarda bulunan çöp poşetleri bunun bir numaralı göstergesi. Gezilebilir alan çok büyük değil. Her yöne gitseniz en fazla yarım saatte tümünü gezebiliyorsunuz. Dolayısıyla burada da gezi ve bir kahve keyfi dışında pek vakit harcamamış olduk.

Havanın kararmasına 1-1.5 saat kadar kaldı ki bu yola çıkabilmek için yeterli zaman verdi. Kamp malzemelerini hiç çıkartmadan kahveyi içip yola çıktık. Gürleyik’ den sonrası Mihalıççık’a kadar yine sürekli virajlı , dar , düzgün, doğa çevrili yollarıyla çok keyifli geçti. Çıktığınız virajların ardından karşınıza çıkan manzaralar da cabası. Buradan sonrası havanın da kararmasıyla Mihalıççık üzerinden Sivrihisar’a ve oradan Polatlı üzerinden anayollardan Ankara’ ya , eve varış ile bir günde bu çevrede gezilebilecek yerlerin tümüne uğrayarak tamamlandı. Daha vakitli bir çıkış ile çok daha rahat zamanlarda günübirlik de tamamlanabilecek bir rota olduğunu görmüş olduk.

Hepinize iyi sürüşler. Görüşmek üzere…

Sosyal Medya Hesaplarımız

Bir cevap yazın

(*) Required, Your email will not be published

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.